Basit Forum


Tüm Mesajlar Görüntüleniyor › Ziyaretçi Defteri

Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol!

Ziyaretçi Defteri Arşivi

Ara

  • Emekli subaylarimiz   ,
    Rektorlerimiz , profesorlerimiz ,
    ADD ve CYDD ,
    Turkan Saylan , Sener Eruygur vs vesaire ...
    Bunlar ... Ergenekon orgutu ile  ne alaka ?
    Tarih: 15 Nisan 2009 11:41 Ekleyen:
  • semt birimine

    Tatil yörelerinde sıkça rastladığımız traktörlerden  ve süslü romörklerden   kiralanıp  yenimah. kaymakamlığı ve yenimah. belediyesi ile  çayyolu/ yaşamkent /  arasında  ring seferleri başlatabilirmi belediye. Günde bir sefer  gidiş dönüş olarak .Teşekkürler.
    Tarih: 15 Nisan 2009 11:41 Ekleyen:



  •                  ŞİKAYET  KUTUSU    !!!!!


      Duyduğumuza göre CHP Yenimahalle Belediye Başkanı adayı seçim kampanyası boyunca çayyolu 'na şu sözleri verdi:
    Çayyolu'nun ilçe olması içn ilk adım atılacak ve Çayyolu Belediye Sarayı kurulacak.
    Çayyolu'nda rant bitecek saydam belediyecilik gerçekleşecek.
    Çağdaş Sanatlar Merkezi kurulacak.
    Çayyolu'nun kent dokusu korunacak. Esnafa sonuna kadar destek verilecek.
    Parkıarda ücretsiz kablosuz internet hizmeti verilecek. Yüksek gerilim hatları yer 6 'na alınacak. .. Fes  -
    tivaller düzenlenecek.
    e-belediyecilikte lider olunacak. yaşlılar ve engellilerin hayatı kolaylaştınlacak.

    Çayyolu'na yukarıdaki sözler verilmiş.
    Ve biz bu sözlerin biz peşinde olacağız ...
    Tarih: 15 Nisan 2009 11:40 Ekleyen:
  • Batı, Atatürk’ü Yargılıyor...

    - Yargılanan Türkiye Cumhuriyeti, devrimlerimiz…

    - Yargılanan bağımsızlığımız, özgürlüğümüz…

    - Lozan yargılanıyor, emperyalizme karşı kazandığımız savaş yargılanıyor…

    - Halkımız, ulusumuz yargılanıyor sömürgeciler tarafından…

    - Kimliğimiz, değerlerimiz ve varlığımız yargılanıyor…

    - Kurtuluşumuz ve onun önderi Mustafa Kemal Atatürk yargılanıyor sömürgeciler ve onların maşaları tarafından…

    En büyük suçlu Atatürk; çürümüş, emperyalizmin arka bahçesi ve oyuncağı olmuş, fiilen işgal edilmiş Osmanlı’dan, bağımsız bir ulus ve Cumhuriyet yaratmış, Avrupalı müstevlilere karşı.

    Ezilen ve sömürülen dünyada bağımsızlığın simgesi olmuş bir Türkiye; hem de dünyanın en sorunlu bölgesinde. Hindistan’ın İngiltere’ye başkaldırmasında, Afrika ülkelerinin Avrupa’ya karşı savaşında; dün Castro’nun, bugün Chavez’in Amerika’ya meydan okuyan duruşunda örnek olmuş Mustafa Kemal Atatürk.

    Sömürgeciler onu hiç sevmediler ve sevmiyorlar. Bundan dolayı Atatürk’ü yargılıyorlar, yermek istiyorlar. Yeniden o kaosa, Sevr’i kabul ettirdikleri Osmanlı’ya dönmek istiyorlar.

    - Çağdaş değerler, çağdaş hukuk düzeni ve toplumsal haklar yerine siyasal İslamın egemen olduğu bir cemaat düzensizliği istiyorlar bu coğrafyada.

    - Cemaatin başına bir kukla yerleştirip, onu yönetmek niyetindeler…

    Obama’nın hafızası...

    - Obama Afrikalı dedelerini hatırlıyor mu?

    - Amerika’nın pamuk tarlalarına taşınamayan Afrikalıların bugün sömürgeciler tarafından ne hale getirildiklerini, “Sudan’a yeni askeri operasyonlar planlarken” hiç mi hatırlamıyor?

    - Amerika’nın Irak, Lübnan ve Afganistan’ı kan gölüne çevirdiğini göremiyor mu?

    Görememiş ki Türkiye’ye ve Irak’a gelişinde, “izlenen politikanın devamını” istiyor.

    Afganistan’da kendisi için “savaşacak Türk askeri” istiyor. Amerika yenilmiş, “gel benim yerime sen savaş” diyor, kendi emperyalizmine alet ediyor…

    Amerika için Kore’ye, Somali’ye, Yugoslavya’ya, Afganistan’a, Lübnan’a asker gönderdik. Dün Kurtuluş Savaşı’nda Batı’nın bize yaptıklarını bugün sömürgeciler tekrarlarken, neden onlara yardım ediyoruz? Bindiğimiz dalı neden kesiyoruz?

    Dün İngilizin Çanakkale’ye getirdiği Afrikalı ve Asyalıların durumuna düşmedik mi? Türk halkı bizim, “Amerikalıların Gurka’ları olmamızı istemiyor”. İngilizlerin getirdiği Gurka’ları 1915’te Çanakkale’de gördük, 1974’te Kıbrıs’ta gördük. Şimdi bizi “Gurkalaştırmak” istiyorlar.

    Obama’nın Anıtkabir’i ziyareti ve yazdığı sözcükler yalnızca, Batı’nın Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü yargılamakta oluşunu gizlemekten başka hiçbir anlam taşımaz. Bugün yaşamakta olduğumuz inanılmaz olayların arkasında kimlerin olduğu artık apaçık biliniyor. Televizyonları açın, gazetelere bakın, görürsünüz…

    - Afganistan’da, Lübnan’da, Irak’ta, Gürcistan’da yeni Gurka’lara ihtiyaçları var. Soros söylemedi mi?Emperyalistlere göre “Türkiye’nin en iyi ihraç ürünü bizim insanımız, askerimizmiş”!..

    - Soros bir simge, Batı penceresinden Türkiye’nin görünümü; Türkiye’nin ayakta kalması ve onlar tarafından yıkılmaması için insanını, askerini emperyalizmin çıkarları için kullandırması gerekiyormuş. En iyi Türk yöneticimiz onların Cola şirketinin başına getirilecek; en iyi doktorlarımız onların sağlık kurumlarında görev alacak; en iyi askerlerimiz onların Asya’daki, Afrika’daki ve Ortadoğu’daki çıkarlarını koruyacak.

    - Batı Türkiye’yi ancak bu koşulla kabullenir, bu koşulla yanında tutar, diyorlar.

    Obama geldi, bir öpücük kondurdu. Bush gibi “sırtımıza vurmadı”.

    Ermenistan’da, Kürdistan’da, Afganistan’da sizden hizmet bekliyoruz dedi. Mustafa Kemal bütün bu taleplere hayır dediği için sevilmedi, sevilmiyor.

    Emperyalizm Mustafa Kemal’i, Cumhuriyet’i, bağımsızlığımızı, kurtuluşumuzu yargılıyor. Türkiye’de toplumsal hakların geliştirildiği gerçek ve katılımcı bir demokrasi istenmiyor. Sevr’i ve Osmanlı’yı işbirlikçileriyle birlikte, geri getirmek istiyorlar.

    Reagan, baba Bush, Clinton, oğul Bush ve Obama Türkiye’ye bu gözle bakıyorlar. Amerika’daki ve Türkiye’deki danışmanları iyi hizmet vermişler.

    Ama, güneş balçıkla sıvanmaz ki; siyah Obama bile karartamaz, ortada apaçık duran gerçekleri...
    Tarih: 13 Nisan 2009 15:20 Ekleyen:
  • AZERBEYCAN

    Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) 2008-2009 konser sezonu boyunca sürdüreceği “Eğitim Konserleri”nin ikncisi  yapıldı.
    Bilkent Senfoni’nin sanat direktörü Işın Metin yönetimindeki konserin solistleri baba-kız kemancılar Toğrul ve Ceyla Ganioğlu. Vivaldi’nin keman ve orkestra için yazdığı ünlü “Dört Mevsim”i ile başlayacak konser “Op. 3, La Minör İkiKeman Konçertosu” ile sürecek. Şef Işın Metin yapacağı açıklamalarla izleyicileri bilgilendirecek.

    Toğrul Ganioğlu, Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda lisansüstü eğitimini tamamladı. Eski Sovyetler Birliği’nde kazandığı birincilik ödülünün ardından İtalya, Almanya, Mısır, Tunus, Bulgaristan, Polonya, İspanya, Portekiz, Belçika, Yugoslavya gibi birçok ülkede solist olarak konserler verdi. 1993 yılından bu yana Bilkent Senfoni Orkestrası’nda solist ve konzertmeister olan Ganioğlu; Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Yaylı Çalgılar Bölümü’nde eğitmenlik yapmakta ve Bilkent Oda Orkestrası’nda solist olarak çalışmakta.

    Ceyla Ganioğlu, 1992 yılında müzisyen bir ailede doğdu. Altı yaşında keman eğitimine başladı. Ceyla, 2006’da Moskova’da yapılan Uluslararası “Klasik Kültür Mirası” Yarışması’nda üçüncülük ödülü; 2007’de Antalya’da gerçekleştirilen Canetti Uluslararası 12. Keman Yarışması’nda diploma aldı.


    Tarih: 13 Nisan 2009 12:56 Ekleyen:
  • Nezih Çayyolu  A. DUYAR  Stadyumunun  etrafına yeni dikilen çamlar  şimdiden kurumuş .
    Tarih: 13 Nisan 2009 12:56 Ekleyen:


  •   "  ATATÜRK ÇİÇEĞİ , BİLHASSA
    GÜLÜ ÇOK SEVERDİ  "
    Sabiha GÖKÇEN


                ŞU YANDA BiR AGAÇ VARDI NEOLDU ?

    " Çankaya' daki yaverlik dairesi dar gelmeye başlanuştı; keyfiyeti kendisine arzettim. Binanın ihtiyaca yetecek kadar genişletilmesini uygun gördü.
    Yazın biz İstanbul' da iken genişletme işine başlandı ve bir iki ay içinde tamamlandı; bu arada yapılan ilaveye yer açmak için büyücek bir ağaç da kesilmişti. İstanbul' dan dönüsürnüzde binanın yeni halini görmek istedi. Köşk'ten beraberce oraya doğru yürüyorduk; bina görünür görünmez durdu ve büyük bir heyecanla sordu:
    "Şu yanda bir ağaç vardı, ne oldu?" Ben ve yanırnızdaki arkadaşlar önümüze baktık, cevap veremedik. Çok kederlenmişti; birkaç saniye durduğu yerde kaldı:
    "Yazık, çok yazık ... Yahu, bu iş ağaca dokunulmadan yapılamaz mıydı sanki? Bana söyleseydiniz çaresini bulurdum" dedi ve geri döndü binaya girmeye tahammüıü kalmamıştı.. "



                        ( Kuruluşunun 8. yılında  )
           DÖRT MİLYON AĞACIN OLUŞTURDUĞU
                                 A.O.Ç.


    K a y m a k     :
    ATATÜRK ve ÇEVRE
    Cemil SÖNMEZ
    Çevre Bakanı Dr. İmren AYKUT ' un sunuşuyla
    Tarih: 13 Nisan 2009 12:55 Ekleyen:

  •             MEDENİYETİN NERESİNDEYİZ?
                       (Bazı küçük şeyler!) 
     
          Bahar geldi,ağaçlar çimenler yeşerdi,minik sarı papatyalar refüjlerden başlarını uzatmaya başladı.Karşı komşum bir iş yeri, kendi zevki ile bizim isteklerimizi de göze alarak plastik ağaçlarını ve çiçeklerini kaldırarak yerine doğal  ağaçlar ,rengarenk çiçeklerle donatarak mekanını,  görüntü kirliliğini ortadan kaldırdı. Hem de yaşayan bir mekana kavuştu cadde.BU TEMENNİ VE İSTEKLERİMİZİ DİKKATE ALIP müşterisine değer veren kurumu kutluyorum.Adı gerekmez o bu satırları her zaman okuduğu ve dikkate aldığı için teşekkürlerimizden onun haberi olması yeterli.8. cadde  yaşayanı olarak tekrar teşekkür ederiz.
         Yukarıda hoş bir olaydan bahsettim.Şimdiyse küçük gibi görünen ama son derece rahatsız olduğum  şeylerden bahsetmek istiyorum.Seçim arifesinde kazılıp,neticeye göre değerlendirilecek yarım bırakılan kaldırımlar,yaya geçidi olduğu halde, yamyeşil çimenleri eze eze geçen şık beyler ve hanımlar,yerlere okkalı tükürük savuran delikanlılar,yedikleri çikolata v.s ambalajlarını çok doğal bir şey yaparcasına sokak ortasına atan öğrenciler ,sokak kapılarına bırakılan suyu akan çöpler,köpeklerinin dışkısını toplamayan sahipleri v.b bu liste uzayıp gider.Yakışmıyor,hiç yakışmıyor ne bu semte  ne  baş şehire,ne de Türkiye ye.İkaz ettiğniz de azarlanmak,alay edeilmek ve hatta şiddete maruz kalmak var,şimdi soruyorum medeniyetin neresindeyiz?
    Tarih: 13 Nisan 2009 12:50 Ekleyen:
  • merhaba,
    sizinle geçenlerde yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum ve umuyorum kı boyle konulara sizde duyarsız kalmıyorsunuzdur.
    park caddesınde yenı acılan Park Aspava' ya esımle beraber buyuk bır sevıncle gıttık cunku semtımıze cok uzak olan Esatta ancak bu tadı yakalayabılıyorduk. ama malesef buyuk bır husrana ugradık ve boyle guzel luks bır caddeye yakısmayan bır ısletme anlayısıyla karsılastık. ılk basta hersey cok ıyıydı karsılama servıs ama yemegımız gelınce tam bır husran yasadık aslında bızı uzen yemegın kotulugu degıl yapılan muameleydı her ısletmede yamek konusunda mutlakı bazı sorunlar cıkabılır ama bunu telafı etmek onemlıdır.aspavanın meshur olan doner durumunden ıstedık esımle yemgımız geldıgınde donerın etınde tuaf bır koku vardı ve etle tamamen kurumustu(ayrıca sunuda belırtmek ısterım ıcerı gırdıgımızde sıste doner takılı degıldı yenısının gelmesını beklıyordu doner ustası ama tepsıde kesılmıs donerler beklıyordu) garsona etın koyun etımı oldugunu sorduk hayır dedı ve etlerın yenı kesıldıgını kesınlıkle beklemıs et kullanmadıklarını soyledıler ama bız malesef yemegımızı yıyemedık cunku gercekten yenılecek gıbı degıldı. bunu ustune garsona yemeklerı yemıyecegımızı etın gercek kotu oldugunu soyledık ve hesap getırmelerını ıstedık bu arada masadan kalkıp kasaya yoneldık ve garson pışkın bır sekılde ıcmedıgımız sularında parasını ekleyerek hesabı verdı suların parasını odemıyecegımısoyledım ve hesap bu kadarmı dedıgımde pıskınce evet cevabını verdı ve herhangı bır ozur dılemeden hesabı aldı.burda yapılan davranıs gercekten bır ısletmeye yakısmayan davranıs.
    Tarih: 13 Nisan 2009 12:47 Ekleyen:

  •               BİR YUDUNM SU

    Sağlıklı Yaşam için yuruyuş yapıyoruz, genellikle yürüyüşe giderken yanımıza küçük bir pet şişe su alırız. Eğer ağaçlık bir alanda iseniz, değişik yerlerde ağaçlandırdığımız, fakat düzenli sulayamadığımız fidanların, suyumuza ihtiyacı olduğunu lütfen bir kez düşününüz ve onlara su veriniz.
    Bunu her yürüyüşe Çıktığınızda tekrarlayınız. Kalabalık bir grupla yürüyorsanız,fidanları her seferinde değiştiriniz. Hatta onlara isimler veriniz, isminizi veriniz.
    Çok iyi biliyorum ki onların bu küçük gereksinmelerini karşıladıkça, sizin yürekleriniz serinleyecektir. Güzel örf ve adetlerimizden biri olarak, kendisine su verilmesi halinde"geçmişlerinizin canına değsin" şeklinde bir teşekkür ifadesi vardır.
    Bitkilerin dili yoktur ama emin olunuz, vereceğiniz bir damla su ile geçmişlerinizin ruhu şad olacaktır.
    Çok şey mi istedim sizlerden diye düşünüyorum. Haydi, bu kez beraber çalışalım, beraber çoğaltalım.
    Tarih: 13 Nisan 2009 12:47 Ekleyen:
Lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol!