|
|
|
2008’de
Çayyolu için neler iyi oldu, neler iyi olmadı?
OCAK
Angora Sitesi nihayet imara kavuştu.
Galeri kapakları yenilendi ve düzenli hale getirildi.
ŞUBAT
Site yöneticileri Koru Sinemalarında bir araya geldi ve
bölge sorunlarını tartıştı
İktidar partisi metropollere bağlı yeni ilçeler
oluşturulması için çalışmalara başlandı.
Başkent Üniversitesi Ümitköy’de bir poliklinik açtı..
MART
NİSAN...
|
|
|
|
|
100 bin
fidanın ilk bölümü Çayyolu’nun yeşil dokusu ile buluştu...
İşte CHP
farkı; Çayyolu’nun yapısının korunması, değerine değer
katılması için Fethi Yaşar "Çayyolu’nun orman alanlarında
bir karış bile fidansız yer bırakılmayacak" dedi.
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar sözünü
tuttu. Biz 30 bin fidan istemiştik, o bu sayıyı 100 bine
çıkardı. Oyak - 10 Sitesi’ne bakan orman alanının yamacında
o gün bin adet sedir fidanı toprakla kucaklaştı.
Daha sonra kürsüye gelen Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi
Yaşar, 30 bin fidanı 100 bine çıkarırken bu sözün kesinlikle
bir politik söz olmadığını, Çayyolu’na tamı tamına 100 bin
fidanının dikileceğini ve kamuya ait hangi alan varsa ve
ağaçlandırılacaksa buralarda bir karış bile boş alan
bırakılmayacağını söyledi.
|
|
|
|
|
Hukuk devleti
ve yargı bağımsızlığı...
Danıştay’a yapılan saldırının yıl dönümü nedeniyle 16 MAYIS
2009 Cumartesi günü, Atatürkçü Düşünce Derneği Ümitköy-Çayyolu
Şubesi tarafından Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı konulu
bir panel düzenlendi.
Yargıtay Onursal Daire Başkanı Mehmet Şükrü ÖZDEMİR’in
yönettiği panele konuşmacı olarak Özdemir Özok (Türkiye
Barolar Birliği Başkanı), Tansel Çölaşan (Yargıtay Önceki
Başsavcısı), Ömer Faruk Eminağaoğlu (YARSAV Başkanı)
katıldılar.
Anayasa Mahkemesi Onursal Başkanı Yekta Güngör Özden’in
rahatsızlığı nedeniyle toplantıya katılamadığı öğrenildi.
|
|
|
|
>>>
Çayyolu Bölge Haberleri <<<
2008 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kanadoğlu’ndan
anlamlı mesaj...
Evi gün
boyu didik didik aranan Yargıtay Onursal Cumhuriyet
Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, "Laik, demokratik Türkiye
Cumhuriyeti için sonuna kadar mücadele edeceğini" söyledi.
Kanadoğlu,
“Türkiye hiçbir zaman dinci bir diktanın yerleşebileceği
bir ülke olmayacaktır” dedi.
İstanbul 9.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında verilen arama
kararının gerekçesinde Ergenekon davası iddianamesinde yer
alan tüm suçlamaların yer aldığını söyleyen Kanadoğlu,
Danıştay’a yapılan saldırı, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan
bombalar ve Ümraniye de ele geçirilen el bombalarının
gerekçede yer aldığını belirtti.
|
|
|
|
|
50. Caddeye
baz istasyonu...
Yaşamkent
Mahalle Muhtarlığı önündeki direkte birileri çalışma
başlattı. Muhtar Ayla Özsüer, bu çalışmnın niçin
yapıldığını sordu. Aldığı yanıt; "Elektrik trafosunu
güçlendirme çalışması" oldu. Muhtarımız özellikle
vurgulayarak sordu; "Baz istasyonu değil mi?" "Hayır"
yanıtını aldı, ancak yine de içi rahat değildi.
Belediye
zabıtasını aradı. Gelen memurlar direkte yapılan çalışmayı
durdurdular. Bu iş için ruhsat sordular. Bir süre sonra
ruhsat ibraz edildi. Türkcell’in baz istasyonuydu kurulan.
Zabıta memurları yasa gereği 200 TL ceza yazdılar ve
çekildiler. Sonuçta Yaşamkent’in eski 50. caddesi
üzerinde bir baz istasyonu daha kurulmuş oldu.
Ayla
Özsüer özellikle GSM firması yetkililerince yanıltıcı bilgi
verildiği için son derece içerlemişti. Sonuçta ÇEKOD devreye
girdi. Şimdi yasal zeminde çare aranıyor...
|
|
|
|
|
Platform’un
gidişatından herkes gibi ben de endişeliyim…
Bunca
yıldır Çayyolu’nu daha iyi bir bölge haline getirmek için
verdiğim mücadeleyi yeri geldiğinde platform adı altında,
yeri geldiğinde kendi başıma sürdürdüğümü beni tanıyanlar
iyi bilir.
Bu süreç içerisinde hakarete de uğradım, tehdit de
edildim, mahkemeye verildim ama doğru bildiğimi
söylemekten asla vazgeçmedim.
Verdiğim yoğun emeğimden sonra da, elimden geldiğince
ileriye götürmeye çalıştığım bu mücadelemden ve
–kimilerini üzecek olsa da- karakterimden vazgeçecek
değilim.
Hürriyet’in Ankara ekinde bugünün tarihiyle yayımlanan bu
yazıyı benim yazdığıma veya yazdırdığıma dair iddiayı ortaya
atanlar, şikayetlerini ilgili gazeteye yapsınlar ki gerçek
muhataplarını bulabilsinler.
Eğer konunun özüne dair bir sorun var ise bunu açıkça
belirtmeniz taraftarıyım, zira platformun gidişatı beni de
endişelendirmektedir.
Benzer düşüncelerin ve tepkilerin birden fazla yerden
yükselmesinden rahatsızsanız, en azından çuvaldızı kendinize
batırmayı bilin, çünkü bu iddiayla hatalarınızı saklama
çabanızı gizleyemiyorsunuz.
Sonuç olarak, Hürriyet Ankara’da yayınlanan bu yazıyla
hiçbir alakam yoktur, ama yazılanlara sonuna kadar hak
veriyorum.
Bilmenizi isterim ki, ne ben kendi düşüncelerimi
başkasının ismini kullanarak saklayacak kadar cesaretsizim;
ne de Türkiye’nin en büyük gazetesinin Ankara eki haber
müdürü olmuş bir gazeteci, başkasının yazısının altına
imzasını atacak kadar onursuzdur...
İddialarınızı, bir meslektaşıma gereken saygıyı
gösterebilecek şuurla ortaya atmanız gerektiği
kanaatindeyim.
Saygılarımla,
Engin UÇ
|
|
|
|
|
Gavur kentler
gavur Çayyolu...
SİYASETİN gerildiği, biz gazetecilerin yorulduğu yerel
seçimlerin ardından, televizyonların ana haber bültenlerini
izledim. Türkiye’nin dört bir yanından, seçim manzaraları..
İzmir ve İzmir’de alınan seçim sonucu, gündemin ilk
sıralarındaydı…
Televizyon kanallarından birisinde, seçimin ardından
vatandaşların sokaklara taşan kutlamaları yer aldı uzun
uzun… İki delikanlı, kameraların karşısına geçmiş
haykırıyorlardı:
"Hani bize “Gavur İzmir” diyorlardı ya, işte “Gavur İzmir”.
Ya denize dökeriz, ya sandığa gömeriz."
İzmir’in düşmana ilk kurşunu sıkan Gazeteci Hasan Tahsin’in
kenti olduğunu unutanlar, “Gavur İzmir” yalanını, öfkeleri
ile bugün Türkiye’nin her yerine teşmil etmeye çalışıyor…
“Gavur Antalya” derlerse, hiç şaşırmam…
Haberleri izlerken aklıma, Çankaya’nın sosyo-sosyetik
tahtını sarsan Çayyolu bölgesi geldi. İzmir, CHP’nin aldığı
yüzde 53 oy ile “sözde gavurluğunu” bir kez daha
ispatlamıştı ama, Çayyolu bölgesinde CHP’nin aldığı oy bu
seçimde, yüzde 80’e yaklaştı. AKP’nin oyu ise yüzde 5’in
altında kaldı.
|
|
|