ÇAYYOLU Haberleri

<<< Geri Dön

enginuc@cayyolum.com
Mayıs
2009

Öyle şeyler yaşandı ki,
anlatılması bile son derece zor...

5 yılda neler yaşadık, neler...

AKP’li bir beş yılı geride bıraktık. Artık bölgemizde gerek Çankaya’da, gerekse Yenimahalle’de CHP yönetimi var. Bir zamanlar “Çayyolu Haber Bülteni bu günlere kolay gelmedi” diye başlık atmış, ama tam açamamıştık.

Dağıtımımız zaman zaman engellendi. Özellikle büfelere bültenin dağıtılmaması konusunda baskı uygulandı. Kimi büfeciler tezgah altından Çayyolu Haber Bülteni dağıtırken, kimileri de baskı karşısında bülten dağıtamayacaklarını nazik bir dille bize anlattılar.

Kimseye kızmadık, tartışmadık. Bültenimizin dağıtımını başka bir şekilde sürdürdük.

Peşinden “Reklam baskısı” başladı. Belediyeye işyeri ruhsatı almaya gidenlere, gereken evrakların yanına “Çayyolu Haber Bülteni’ne kesinlikle reklam verilmemesi” yolundaki tembihler de eklendi. İşi sağlama almak için “Böyle bir şey olduğunda, ruhsatlarının iptal edileceği...” uyarısı olduğunu da öğrendik.

Bizi destekleyenlerden bazıları üzülerek belirtelim düştüler.

REKLAM ve DAĞITIM BASKISI
Nereden anladık? Kimileri reklamını zorunlu olarak çekerken, kimileri de gelip iki sayfa reklam vermeye kalktı. Yaşadıklarını bize anlatıp “Bunlara inat, desteklenmeniz gerekiyor!” dedi.

Yerimize ikame dergi çıkarılmasına ön ayak oldular, işi gücü bırakıp bu dergiye reklam alabilmek için işyerleri üzerinde yeni bir baskı oluşturdular. İkame dergiye reklam verenler, “Ne yapalım, burada ticaret yapmak zorundayız, mecburuz!” yolunda savunmaya girdiler. Çayyolu’nda “Atatürkçü AKP’liler” türedi. Hatta bir zamanlar omuz omuza mücadele verdiğimiz bazı dostlarımız(!) sırf birilerine yaranmak adına bizi düşman ilan edecek kadar ileri gittiler.

O ikame dergide AKP yönetimini destekleyen yayınlar yapmaya başladılar.

Gerçek dostlarımız bizi sık sık uyardılar...

Allahtan Çayyolu iki ayrı belediyeye bağlı da durumu kurtardık. O arada da bildiğimizi elbette okumaya devam ettik...

ÖRGÜTLENME ÇABALARI
AKP’li belediye bölgede hiçbir lokantaya içki ruhsatı vermedi. Turistik belge alıp içki servisi yapan lokantalara bile tepki koydular.

Tarikatların örgütlenmesini haber yaptık, mahkemeye vermeye kalktılar. Böyle öylesine çok tehdit aldık ki her seferinde de “Verin, dedik. Elimizdeki bilgiler iddiamızı kanıtlamaya yetecektir. Hele bunları yargı önünde kanıtladığımız takdirde üstünü siz düşünürsünüz” dedik.

Bakanların yolsuzluklarını çıkardık...
Kimse bizi yargı önüne çağırmaya cesaret edemedi.

Yaşadığımız seçimle birlikte bazılarının takkeleri düştü, kelleri göründü. Geçen dönem Belediye Meclisi’nde zorlu bir sınav verdim. Parti kademelerindeki arkadaşlarım çalışmalarım nedeniyle her açıklamamda, her çalışmamda övgüler yağdırdılar. Bölgedeki yolsuzlukları belgeleriyle ortaya koyduk.

İhaneti gördük...
Baskıları yaşadık...
Kimi zaman yalnız kaldık.
Ama bildiğimiz doğrulardan şaşmadık!...
Şair Hasan Hüseyin;

Sana kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni!...” deyip işi iki dizede özetlemişti...

Işıklar içinde yatsın; Hasan Hüseyin’e bu iddialı satırları biraz itici bulduğumu söylemiştim. “Yaz bir kenara, sırası geldiğinde senin de işine yarayacak” demişti...

AKP’li Belediye yönetimi Çayyolu Haber Bülteni’ni susturabilmenin her yöntemini denedi. Dağıtımını ve reklamlarını engellemek için her olanağı kullandılar.

İş bununla da kalmadı, dağıtılan dergileri toplama yoluna bile gittiler.

Daha geçen ay, seçim öncesi malum bir belediye görevlisi, “Bu bültenin dağıtılması yasak!” diye dağıtımdaki bültenleri topladı.

Biz neyin kavgasını yaptık?
Neye karşı savaştık?

Hakkı Yiğit’i AKP’liler bir saat bile yerinde bırakmadılar. Hakkı yurt dışında kaderini aramayı tercih etmek zorunda kaldı o zamanlar...


Nisan 2009

Çayyolu tavır koydu

Geçen dönem ilçe olacak semtleri oluştururken “bizden olanlar, olmayanlar” ayrımı ile Çayyolu’nu görmezden gelerek Yenimahalle’den oldular. Biz de böylelikle “gavur” sınıflamasında yerimizi almış olduk.

CHP bölgedeki oyların %72’sinden fazlasını kotardı gitti. Öyle bir noktaya geldi ki, Çayyolu olmasaydı, CHP Yenimahalle’yi kaybedebilirdi. Yenimahalle’deki AKP ile CHP arasındaki oy farkı 22 bin. Çayyolu’ndan CHP’ye giden oy miktarı ise 34 bin.

Yenimahalle nere, Çayyolu nere! Çayyolu’nun Yenimahalle ile ilgisi ne? Hiç bir ilgisi yok. Şimdi Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar Çayyolu’nda oturuyor. Başkan Yardımcısı Şenol Balaban ile Hakan Açıl da Çayyolu sakinlerinden...

Neydi Belediye Baþkanının sözü? Çayyolu hak ettiği halde iktidar tarafından ilçe yapılmadı. O zaman ilk adımı biz atacağız. Çayyolu’na bir belediye sarayı yapacağız... Küşattan, ruhsata; nikahtan cenaze işlerine kadar Yenimahalle’ye gitmemize hiç gerek kalmayacak...


Şubat 2009

Artık bunlara “dur!” demeliyiz

Geçtiğimiz ay iki bürokrat daha “istifa etti”. Aslında daha önce alınan istifalar devreye sokuldu. Biri Veysel Karani, öbürü ise Burhan Yazar...

Gökçek sıkışınca bürokratını görevden alır. Bu değişmez kuraldır.

Yazar’ın aslında istifa etmediği, Kanal D ile yaşanan olaylar sonucu ortaya çıktı. Muhabirler yanlış eve gitmişlerdi. Çok geçmedi. Doğru evi, yani malikaneyi buldular ve suç üstü yaptılar.
Bu adamlar 14 yıldır Melih Gökçek başkanlığında Ankara’yı böyle yönettiler. Türkiye’nin en pahalı gazını kullandığımız yetmedi, aldatıldığımız da ortaya çıkıyor. Suda ve gazda aldıkları fazla paraları seçim öncesi “pardon” diyerek iadeye başladılar...

29 Mart’ta yeni bir yerel yönetim seçimi var. Bu sadece belediye seçimi değil, ülkenin geleceği de oylanacak...


Ocak 2009

ŞİMDİ KONUŞMA SIRASI BİZDE

Mart ayında metropollerin ilçe olmaya hak kazanan semtleri belirlendi. İstanbul’da 8, Kocaeli’nde 6, Antalya’da 5; Diyarbakır’la Mersin ve Sakarya’da 4’er, Samsun’da 3, Adana, İzmir, Erzurum ve Eskişehir’de 2 yeni ilçe oluşturuldu. Koca Başkent Ankara’da ise sadece Pursaklar’a ilçe olma hakkı verildi. Çayyolu’na büyük haksızlık yapıldı. Bu ayki bültenimizin manşetini bu konuya ayırdık. Pursaklar’la Çayyolu’nun kısa bir karşılaştırmasını yaptık ve ilginç sonuçlara ulaştık. Ortaya çıkan sonuç, Türkiye’nin yuvarlanmakta olduğu noktanın da kanıtıydı. Önümüzde 29 Mart yerel yönetim seçimleri var ve bu durum karşısında susmamamız gerek. Partimiz ne olursa olsun, vereceğimiz oylarla bu haksızlığı yapanlara gereken yanıtı vermemiz artık kaçınılmaz bir gerçek...

Geçen sayımızdaki manşetimiz yine Ankara’da gündem yarattı. Sitelerin delinen ve değiştirilen boruları önce Çayyolu Haber Bülteni’ne ardından da Hürriyet’te manşet oldu.

Neden Çayyolu’nda ortaya çıktı bu olay? Çünkü Çayyolu site bazında örgütlü bölge. Olumsuzluklar yaşandığında bir anda herkesin haberi oluyor. Gereken uyarılar da bu düzeyde yapılıyor. Diğer semtlerde böyle bir yapılanma olmadığından olanlar olduğu yerde kalıyor...

Yaşananlar olduğu gibi Kızılırmağın Ankara’nın şebeke suyuna bağlanması sonucunda ortaya çıktı. Suda ağır metaller var. Su ısınınca bu ağır metallerin etkisi daha da belirgin olarak ortaya çıkıyor. Boruların delinmesi, patlaması bundan.

Kızılırmak suyu, 2030 yılından itibaren Ankara’nın kullanımına sunulacaktı. DSİ’nin raporları bunu öngörüyordu. Kuraklık yaşanınca Büyükşehir Belediyesi Kızılırmak projesine öncelik tanıdı. Oysa 2030 yılı son derece önemliydi. Kızılırmağın geçtiği iller, ilçeler, kasaba ve köylerin atıkları bu suya deşarj ediliyor. 2030’dan önce buraların arıtma tesisleri tamamlanacak, o suyu Ankara öyle kullanacaktı.

Şimdi politik kaygıları bir yana koyup sağlıklı bir biçimde ne yapmamız gerektiğini düşünme zamanı gelmiş bulunuyor.


Ne günlere kaldık!

Ergenekon!
Hayır AGARTA!
Müthiş iddianame...
Özden Örnek’in günlüğü? Yok!
Türkçüsü, Kürtçüsü, İbda-C’cisi, Hizbullahı, tüccarı, gazetecisi, yazarı, emekli orgenerali...
Darbe planlıyorlarmış. 15 - 20 el bombasıyla hükümeti devireceklermiş!
Bunca değişik düşünen, farklı fikirleri savunan adamı kim bir araya getirdi?
O da bilinmiyor. Ama müthiş biri olmalı...
İddianame hazırlanana kadar finansör öldü. Cenazesini belediye kaldırdı.
Cinayet, entrika, 32 kısım tekmili birden...
Türkiye bu olaya adeta kilitlendi.

***

Kurdu savcılıktan eli kelepçeli çıkarken görenler yanaşıp sormuşlar;
“Hayrola ne oldu?”
Kurt yanıtlamış;
“Sorma, Ergenekon’da adım geçiyormuş!”


Yeni seçimlere hazırlanmak

%47’yle seçimden çıktığında kendisine uzatılan mikrofonlara Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi; “Önümüzde yerel yönetim seçimleri var. Başta Çankaya olmak üzere, İzmir’i... istiyorum.” Seçimden büyük bir galibiyetle çıkan Başbakan, hiç rehavete kapılmadan örgütüne yeni bir yön çizdi o gün...

Biz de kendimize bir yol çizdik, biz de seçim startı verdik. İşe Yenimahalle’den başladık. Yenimahalle’ye bağlı tüm mahalleleri dolaşmaya ve sorunlarını öğrenmeye, gündeme taşımaya, çözüm aramaya başladık.

CHP’nin Yenimahalle adayı şu olur ya da bu olur. Hiç önemli değil. Önemli olan mevzi kazanmak. Erdal Atabek’in bu sayımızda çıkan “Öğrenilmiş Çaresizlik” başlıklı yazısını mutlaka okuyun.

İğne ile kuyu kazıyoruz. Yılgınlığa kapılmıyoruz. Mahalle mahalle çalışma grupları oluşturuyoruz. 2009 Mart’ına hazırlanıyoruz...

22 Temmuz’da Yenimahalle’de CHP ile AKP arasındaki oy farkı 10.883. Aşılmaz değil...


Aralık 2006

Umutsuzluk bizim kitabımızda yazmaz

24 Aralık’ta Ali Rıza Bey Ormanı’nda bir eylem gerçekleştirdik. Kimi eylemi beğendi, kimi eleştirdi; kimi bizi, kimi topluluğu...

Orada, ilk eylemimizde beş kişi olduğumuzu ve sonuca gittiğimizi söyledim. Eğer buraya temel atılmaya kalkışıldığında on kişi karşı çıksaydı, bu durum yaratılmazdı, dedim... Evet, biz beş kişiydik... Sonuca gittik. Çünkü elimizde yaklaşık 200 sayfalık yolsuzluk dosyası vardı. O dosya ile Sayıştay’a soruşturma açtıran ve işi bitiren o beş kişiydi...

Biz o mücadeleyi verirken, birileri “sana ne” deyip bize kendi işimize bakmamız yolunda telkinde bulunuyorlardı. Laf üretmek kolaydır. İş eyleme gelince birileri birilerinden beklerler harekete geçmesini... Olay kotarılıp ortaya çıkarılınca, o ehlikeyifler teşekkür etmek bir yana, eleştirilecek yeni noktaları bulmakta ustadırlar.

Ancak artık durum değişmeli; bölgede yaşayan insanlar da ellerini taşın altına sokmalılar... Sizi kurtaracak bir isim olmamalı, sizi siz kurtarmalısınız; hepimiz olduğumuz zaman çok güçlü olacağımızı göreceksiniz...


Kasım 2006

Çayyolu'nun önünü AKP kesti...

CHP’nin Çayyolu’nun ilçe olma yasa önerisini AKP’liler Meclis gündemine dahi almayı kabul etmeyerek reddettiler.

Ayrı ayrı konuşulduğunda, bölgenin hizmet alabilmesi için mutlaka ilçe olması gerekliliğini dile getiren AKP milletvekilleri, 12 Aralık’taki Meclis Genel Kurulu’nda sürpriz bir karar çıkardılar ve Çayyolu’nun ilçe olmasının gündeme dahi alınmasını reddettiler ve bölgede oturan insanlara büyük haksızlık ettiler.

Yıldık mı, yıkıldık mı, Hayır! Daha da bileneceğiz, hakkımızı daha iyi arayacağız.

Çayyolu’nun hakkının verilmemesi, sadece CHP’nin önergesi değil yıllarca önce bölgede yaratılmaya çalışılan “Acarkent”lere Çayyolu halkının direnç göstermesi, bu oluşuma izin vermemesi ile de ilgilidir.

Bu karar, o direncin rövanşı gibi düşünülmüştür. Ama asıl rövanş 4 Kasım 2007’de ortaya çıkacaktır.

Gelecekle ilgili bölgemizde bir dizi rant hesabı vardır. Bu durum da kararı maalesef etkilemiş bulunmaktadır.

Ama bölge sakinleri kimin kim olduğunu bu kararla iyi anlamışlardır.

Benim Çayyolu’nda gurur duyduğum şey, toplumun örgütlenmesidir. Dernekler aracılığıyla bu Çayyolu’nda dört dörtlük gerçekleşmektedir.

Çayyolu Platformu bu örgütlenmeyi Site Başkanları düzeyine kadar taşımış bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde yeni gelişmelerle geleceğimize daha aktif olarak müdahale etmeye hazır olmamız gerekmektedir.


Bir Bülent Ecevit vardı...

70’li yıllarda tanıdım Ecevit’i. Ben genç bir gazeteci, o ise duayendi bizim için. O yıllarda önce Ulus, sonra yerine kurulan Barış Gazetesi’nde çalıştım. Rüzgarlı Sokağın başındaki binanın alt katında gazetenin Yazı İşleri vardı, üstünde ise CHP’nin genel merkezi. CHP’nin de, gazetenin de girişi aynıydı. O nedenle sık sık karşılaşırdık girişte. Saygılı bir şekilde eğilerek selamlardı ve hal hatır sorardı. Bize “Genç arkadaşım” diye hitap ederdi.

Sonra CHP genel merkezi Kavaklıdere’deki Çevre Sokağa taşındı. 1976’da biz altı ortakla Yeni Halkçı gazetesini çıkarırken aradılar. Özgür İnsan dergisi yayınlanacaktı. Başında tarihçi Orhan Koloğlu vardı. Çevre Sokak 6/6’daki daireye görüşmeye gittim. Burası CHP’nin irtibat bürosuydu ve Bülent Ecevit tüm çalışmalarını buradan yürütüyordu. Bu arada Rahşan Ecevit de “UMUT” isimli bir gazete çıkarmaya başladı o büroda. Biz destek oluyorduk.

İrtibat Bürosu” olarak isimlendirilen bu yerde; daha sonra ANAP’tan bakan olan Işın Çelebi, Mehmet Kabasakal, Altan Öymen, Mustafa Üstündağ, Ahmet Taner Kışlalı’yı tanıdım. Partide milletvekilleri bile o büroyu ya bilmezlerdi ya da gelemezlerdi.

Hatta AP’den istifa eden 11 milletvekili ile görüşmelerin temeli ilk orada atıldı.

80 ihtilalinden sonra Bülent Ecevit, aydınlara adeta küstü. O güne kadar çevresinde kim varsa hepsini ayıklayarak; işçiye, köylüye dayalı bir parti oluşturma yoluna gitti. Başaramadı. Yeniden Başbakan oluşu, halkın CHP’den umudunu kesmesi ile gerçekleşti. En güç durumlarda bile bildiği yoldan şaşmaması, doğruluk imajı ile Ecevit, Türk siyasi tarihinin önde gelen liderleri arasında saygıyla anılacaktır.

Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz…


Herşeyiyle yepyeni bir ilçe doğuyor...
Çayyolu Bölgesi hızla gelişiyor. Bölgede olması gerekenler birer birer yerlerini alıyor. Bölgeye yakışır yatırımlar bizi heyecanlandırıyor, coşkuyla gözlerimiz doluyor... Kısacası Çayyolu Ankara'nın gözdesi olma noktasına adım adım geliyor...

Bu yatırımları düşünenler, planlayanlar, emek verenler, yüreğini koyanlar bölgemizde ön plana çıkmalı, diye düşünüyoruz. Çünkü bu insanlar daha büyük yatırımlara imza atmaya çabalıyorlar; hep daha iyinin, daha da mükemmelin peşinde bu kişiler ve kurumları... O nedenle de Çayyolu Bülteni olarak bu kişileri ve kurumları yüceltmeye devam edeceğiz, destekleyeceğiz...

Türkkonut ve Yılmaz Odabaşı bunlardan biriydi. Alkışlanması gereken bir iş yapmıştı, Sayın Odabaşı. Kendileri ile ilgili haberi geçen sayımızda yayınladık ve kutladık. Bir fırsatını bulduğunuzda gidip Türkkonut'u gezmenizi salık veririz; her kenarı, her köşesi özenilerek yapılmış; yürüyüş yolları, bisiklet kulvarı ile modern kentleşmenin örneklerinden birini oluşturuyor.

Yine aynı şekilde Bilim Kolejini ziyaret ettiğimizde de büyük bir yatırımla karşılaştık. Beril Sitesi ve yeni yapılan Berilya Çarşısı'nın yanıbaşında arsaları. Yapılacak olan binanın maketi bizi duygulandırdı. Çevreye hiçbir şekilde rahatsızlık vermeyecek bir proje; servis arabaları için okulun altında otopark düşünülmüş. Olimpik bir yüzme havuzu olacak, 500 kişilik de bir tiyatro salonu... Açılışını heyecanla beklediğimiz tiyatromuzun 541 seyirci kapasiteli olduğu göz önüne alındığında okulun içindeki tiyatro binasının hacmini bir düşünün... Orada yetişen öğrencilerin yarın Türkiye'nin kaderinde söz sahibi olacağını göz önüne aldığımızda duygularımız coşkuya dönüştü. 

Tiyatro binamız geçtiğimiz ay açıldı. Açılış günü Platform olarak davetliydik. İnsanların gözlerini izledik; pırıl pırıldı. O günün coşkusunu bu toplumda her gün, her an görmek istiyoruz. Bölgeye iyi şeyler yapıldıkça, güzelin ötesinde mükemmel eserler ortaya çıktıkça, partisi, kimliği hiç önemli değil öveceğiz, göklere çıkaracağız...

Çayyolu Platformu olarak bölgeye bir kültür merkezi yaptırabilmek için yoğun bir biçimde çalışıyoruz. Çevremizdeki insanların bu projeye dört elle sarıldıklarını görerek kendimize övünç payı çıkarıyoruz. 

Zaman zaman yaptığımız görüşmelere Sayın Lütfi Doğan da katılıyor. Onun "Bu hayırlı iş için yürüyerek bile gitmeye hazırım" demesi bizi duygulandırıyor. Site yöneticilerinin, bölgedeki müteahhitlerin, iş adamlarının desteklerini aldıkça güvencimiz, coşkumuz, heyecanımız artıyor. 

Ve yepyeni bir semt doğuyor; ilçe olmaya aday! Kendi göbeğini kendi kesen, geleceğini planlayan ve kuran... 

Danışma Kurulu üyelerimiz, eski bakanlar ve belediye başkanları da coşkulular, aralarında siyasi, ideolojik farklılık da kalmadı artık; geleceği planlamanın onuru içerisindeler... Şener Battal, Hikmet Uluğbay, Haydar Yılmaz, Cahit Karakaş, Lütfi Doğan, Cahit Bayar bölgemizde oturan milletvekilleri, emekli paşalar, bürokratlar, iş adamları, hukukçular hep aynı hedefe kilitlenmiş haldeler, Çayyolu'nun geleceğine harç koymanın sevinci içindeler... 

Elbette biz de öyle...


ÇAYYOLU’NU DİLLERE TÜRKÜ YAPTIK

Çayyolu’nu dillere türkü yaptık. Artık hit şarkılar arasında yerini aldı, şimdi herkes bu türküyü söylüyor.

İki ay önce İçişleri Bakanlığı valiliğe sordu “İlinizde hangi semtleri ilçe yapalım?” diye

Batıkent, Yenikent ve Pursaklar diye yanıt alındı.

O günden bu yana Platform’da teyakkuz ilan edildi.

İçişleri Bakanı’nı karşımıza aldık, konuştuk.

Meclis Başkan Vekili devrede...

Şimdi Ankara’nın neresinde olursa olsun, kime sorsanız yanıt hep aynı “Çayyolu ilçe olmalı!” İşte bir kararlılığın, bir inancın, bir çalışmanın, bir örgütlülüğün ürünüdür bu.

İki ay içinde iki parti Çayyolu ilçe olsun diye önerge verdi, yüzlerce kişi omuz omuza çalıştı ve göreceksiniz çok kısa zamanda da Çayyolu ilçe olacak...

Ocak 2006

DÜN NEYSEK BUGÜN OYUZ!...

Çayyolu’nda çirkin ittifaklar kurulmaya başlandı. 
Bizim, Çayyolu Haber Bülteni olarak çıkışımızın nedeni, bölgede yaratılan talan ortamıydı. Bölge yeni yerleşime açılmıştı. Birileri pastadan olabildiğince çok pay almaya çabalıyordu. Çayyolu Haber bülteni bu ortamda, kimsenin hiçbir şeyden haberi olmadığı bu durumda ortaya çıktı; yayınlanmaya, olayların üzerine gitmeye başladı.

Bu gelişimlerin önü büyük ölçüde yapılan örgütsel çalışmalarla kesildi. Yüreğimizi koyduk ortaya, inançla çalışmalarımızı sürdürdük... Ama yine de bölgede eksik giden, aksak olan şeyler vardı. Bunları da bir şeyleri yıkmadan düzeltme, yok etme yolunu seçtik. Yerel yönetimleri uyardık, düzeltilmesini istedik ve bekledik...
Yeşil alan talanı dün olduğu gibi bugün de sürüyor...

Başkasının arazisi üzerine inşaat yapanlar var Çayolu’nda...
Planlı alanları istekleri doğrultusunda kullanmaya kalkanlar mevcut...
Orman alanlarını talanda ısrarlı olanlar zaman zaman çıkıyor...
Bunlara karşı ne yapmalıyız? Görmezlikten mi gelmeliyiz?
Elbette bazı önlemler alacağız, karşı çıkacağız...

Öncelikle bülten olarak bu alanlara kurulan, faaliyet gösteren işyerlerine karşı ambargomuz var. Çayyolu Haber Bülteni bunların ilanlarını, reklamlarını yayınlamıyoruz, yayınlamayı etik bulmuyoruz... Bu tip kamburu olan firmalara geldiklerinde gerekli ikazı yapıyoruz. 

Biz özellikle rica ediyoruz; üç-beş kuruşluk günlük çıkarınız için bunların palazlanmasına meydan vermeyin... Nereden alışveriş yaptığınıza iyi bakın; hatta bu mekanları merak ediyorsanız bile merakınızdan vaz geçin...


Kasım 2005

İKİ YIL ÖNCE DİKKAT ÇEKTİK...

Bundan tam iki yıl önce yüksek gerilim hatlarının yarattığı tehlike ile ilgili olarak kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştık. Sponsor olarak, bir tıp kuruluşunu işin içine sokarak ölçümler yaptırmak istedik. Ancak hiç de beklemediğimiz bir şekilde o tıp kuruluşunda, ortaklar arasında sorunlar yaşadık. Sorun yine gündemde. Konutkent-2’de ikamet eden Prof. Dr. Nesrin Seyhan yine dikkatleri yüksek gerilim hatlarına çekiyor ve bu açıdan Konutkent’in durumunun çok vahim olduğunu söylüyor. Arkadaşlarımız bir aydır Sayın Seyhan ile görüşme halindeydiler. Ve 4 Aralık’ta Koru Sinemalarında bir konferans verildi. Durum, bize kalırsa vahimin de ötesinde, faciaya yakındı...


Ağustos 2005

Önce tespit yapılmalıydı...

Çayyolu'nu by-pass yapan planlardaki yol onlarca esnafın mağduriyeti ile aylık yoğun bir çalışmanın ardından 22 Temmuz'da Gökçek tarafından iptal edildi.

Aski'nin onlarca aracı gereci bu yolu açabilmek için gece gündüz çalışmıştı.

İşyerleri biranda yıkılan bir grup esnaf perişan olmuştu.

Önemli olan iş başlamadan önce durum tespiti yapmaktır. Sanıyoruz belediye bu tespiti ya yapmadı ya da başka şeyler var...

PLANLARA DÖNÜLDÜ
Sonra 26 Mayıs sabahı Aski araçlarının by-pass yolda çalışırken gördük, planlara dönülmüştü. İncek'ten gelen 50 metrelik yolla by-pass yolu Irmakkent'in önünde birleşecekler ve planlar bu şekilde uygulanmış olacak.
 


Temmuz 2005

Kimseyi üzmek istemiyoruz ama...

Hastane Yerimiz için Halit Ağa’yı  az sıkıştırmadık. Kendisine ikna seferleri düzenleniyordu. Çünkü hastane yerinin çeyrek kısmı ona aitti...

İki kez Hastane Yaptırma Derneği kuruldu Çayyolu’nda...

Kullakları çınlasın, Hayati Altıntaş çok uğraştı Hastane ile; “Ayağımızın biri çukurda...” diyor ve hastanenin gerekliliğini anlatıyordu.

Şurası okul, burası konut, orası hastane, bunlar birbirini tamamlamalı” diyordu. “Bizden yaşlılar, hep Eskişehir Yolu’nda can verdiler, buraya donanımlı bir hastane gerekli.

Plan dışı bir gelişme bu kez SP Vakfı’ndan geldi. Kusura bakmasınlar, duygu sömürüsüne de gitmesinler. Avrupa’da bu işler daha farklı yapılıyor, oraya baksınlar.

Ve hastane yerimizi bize bıraksınlar...


Haziran 2005

Herşeyi Çayyolu için yapıyoruz

Geçen ay sıkıntılı günler geçirdik. Onun için de "hava kurşun gibi ağır" sözcüklerini kullandık. Ama Mayıs ayı biraz iyi geldi. İyi haberlerimiz var...

Çağlayan Gazinosu'nun önünde dört şeritten iki şeride düşen Eskişehir Yolu'ndaki aksaklık giderilebilecek. Paşa'dan olumlu izlenimlerle döndü arkadaşlarımız...

Çayyolu Platformu'nu ziyaret eden Seyfi Saltoğlu'na kavga değil, hizmet istediğimizi söyledik.

Amacımız bağcı dövmek değildi...

Ben ve arkadaşlarım açısından emin olun, Çayyolu'nun alması gerektiği gibi, geciktirilmeden, kaliteli hizmet almasıdır. Bunun için kuruldu Çayyolu Platformu. Geçtiğimiz ay da da bu konuda güzel bir sınav verildi...

Ana Sayfa | Çayyolu Haber | Önemli Telefonlar | Çayyolu Harita | Nöbetci Eczaneler

  Kültür - Sanat | Gezi | Etkinlikler | Sağlık | Hobi - Spor | Restoran | e-mail  


©2005, Bu Bilgiler Çayyolu Haber Bülteninden alınmıştır